Kağızman’a tarihi sanat eserlerini görmeye gelen il turist Japonya’nın Niigata şehrinden gelen Akio Kuwabara oldu.
Rahatsızlığı nedeniyle hava değişimi için her yıl Türkiye’ye gelen Aiko adlı Japon turist iki yıl önce İzmir’de gelip orda yedi ay Türkçe dersi almış. Türkçe’yi konuşacak düzeye gelince tarihi yerleri gezmeye başlamış.
Geçen yıl Anı’yı gezen Akio bu yıl yine doğuyu ve Trabzon’u gezmeyi tercih etmiş. Erzurum’a kadar gelerek kitapçıdan aldığı Azer Bortaçine’nin hazırladığı “Doğu Anadolu” kitabı okurken Kağızman’daki tarihi sanat eserlerinin eşsiz güzelliğini keşfetmiş ve yolunu Kağızman’a çevirmiş.
Kağızman’a gelen ve Terminal Taksi durağında dolmuşçuluk yapan Alaybeyi Zorba’yı bulan Akio, onun sayesinde Doğu Anadolu” kitabının Kağızman bölümünde yer alan Sait Küçük’e ulaşmış. Daha sonra tarihi yerlerin gezisi başlamış.
Kağızman’ın üç önemli tarihi sanat eserleri olan Çengilli Kilisesi, Yazılıkaya Resimleri ve Keçivan Kalesini’ni büyük bir zevkle gezen Akio adlı Japon turist gördüklerini şöyle ifade etti:
“Çengilli kilisesi bakımsız ve alanı çok çirkin”
Ben bir Japon olarak Türk yurdunda ki güzellikleri yerinde görüp yaşamak istedim. Bizim ülkemizde yapılar daha çok ahşap olarak inşa edilmektedir. O yüzden taştan yapılmış eserlere rastlayamazsınız. Çengili köyündeki tarihi kilise övgüye değerdir. Fakat çok bakımsızdır. Kapıları çürümüş, taşları yıkılmıştır. Defineciler ve çocuklar bu binaya zarar vermektedirler. Bunu ben gözlerimle gördüm. Kilise duvarlarından düşen işlenmiş taşlar çevrede bulunan evlerin duvarlarına taşınmıştır. Bu yanlıştır. Düşen taş tekrar yerine konulup kilisenin varlığı korunmalıdır. Bir de kilisenin yanında bulunan evlerin tezekleri çok çirkin bir görünüm arz etmektedir. Kilise kapısına kadar tezek dayanmıştır. Çengilli kilisesi bakımsız ve alanı çok çirkin.
“Yazılıkaya muhteşem ama korumasız”
Tarih öncesine ait büyük bir hazineyi görmekten mutluluk duydum. Günümüzden on dört bin yıl öncesine ait bu eserler dünyanın eşsiz tarihi hazineleridir. 110 civarında yabani hayvan resminin yer aldığı Yazılıkaya Kayaüstü resimleri Kağızman için bir övünç kaynağıdır. Ama gördüğüm kadarıyla bu resimlerin yaşatılması için hiçbir devlet çalışması olmamıştır. Ben bunu böyle gözlemledim. Yazılıkaya’ya çıkan yolun asfaltlanması lazım. Çünkü taksi dolmuşçuları çıkmaya cesaret edemiyor. Arabalar zorlanıyor. Taşlı yolu çıkamayan arabadan inip yayan yürümek zorunda kaldım. Ben zaten bir hasta turistim. Sağlığım bu yolu çıkmaya el vermedi. Zorlanarak da olsa bu güzelliği gördüm. Ama çocuklar bir takım isimler yazarak bu tarihi eseri kirletmişler ve taşlarla kazımışlar. Bozmaya çalışmışlar. Devlet neden bu işe el atmıyor. Kültürsüz milletlerin ne durumda olduğunu görmek lazım. Aksi takdirde kimliksiz kalırsınız.
“Keçivan kalesi can çekişiyor”
Tunçkaya köyüne vardığımda muhteşem surları ve hisarlarıyla göz kamaştıran bir kale gördüm. Bu Keçivan kalesiydi. Ne yazık ki giriş kapısında yazılı olan bilgilendirme yazısını tabela üzerinden har harf sökerek yok etmişler. Tarihçeyi tam olarak okuyamadım. Bereket versin ki Sait Küçük gibi bu işe gönül vermiş, araştırmacı bir insan vardı yanımda. Hemen tarihçeyi anlattı bana.
Alp Er Tonga’nın bu kalede yaşayıp Aladağ’ı yaylak tuttuğunu öğrenince bu kalenin varlığı gözümde daha da büyüyüp bir sihirli hal aldı.
Ne yazık ki bu kale de Çengilli kilisesi gibi ölüme terk edilmişti. Çok üzüldüm. Türk devleti böyle yapıları bir daha inşa edebilir mi? İnşası mümkün değildir. Kale duvarları sökülerek taşlarını evlere taşımışlar. Tek giriş kapısı olun bu kale üç yanı uçurumlarla dolu olan bir kaledir. Zaptı çetin sarp bir kale olan Keçivan Kalesi’nin giriş kapısında art arda üç kapı yeri mevcuttur. Ama üç de uçmuş durumdadır. Kağızman’ın tarihi sanat eserlerine karşı olan bu ilgisizliği anlamış durumda değilim.”
Japon Akio Kuwabara ziyaret ettiği Kağızman’ı çok hoş bir ilçe olarak bulduğunu ama tarihi sanat eserlerine ilgisiz bulduğunu belirterek Kağızman’dan ayrılıp Trabzon’a hareket etti. Haber: Sait KÜÇÜK |