Türkiye-Ermenistan Sınır Kapıları Açılırsa, Kim Kazanacak?

05.08.2008

Geçtiğimiz günlerde Kars’ta Bakü-Tiflis-Kars Demir Yolu Projesinin Türkiye kısmının temel atma töreni gerçekleştirilmesi, Bu törene 3 komşu ülkenin cumhurbaşkanları Abdullah Gül, İlham Aliyev, Mihail Saakaşvili katılması. Ayrıca, yine geçtiğimiz günlerde başlayan Bakü-Kars uçak seferlerinin başlaması ile Azerbaycan’ın Türkiye’ye ve Kars’a ne kadar önem verdiğini emsal gösteren Bakü, Tüm bunlara rağmen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Ermenistan-Türkiye maçına gitmesi, Ermenistan ile Sınır kapılarının açılmasının, Ermenistan’ın Azerbaycan topraklarının %20’sinin işgali altında olması ile bu ilişkilerin bağdaşmadığı kanısındalar.

            Bu nedenle Azerbaycan kamuoyu ve basınında aynı düşüncede olduğu düşünürsek, bunu da Bakü-Kars uçak seferlerinin başlaması nedeni ile Kars’a gelen heyetinde aynı düşüncede olması nedeniyle,  konu ile ilgili olarak neler düşünüyor diye Azerbaycan Turan Ajansı’ndan Mübariz Rehimli’nin düşüncelerine göre aldık.  

BTK ve Bakü-Kars uçak seferlerinin başlamasının olay iki kardeş ülke, Türkiye ve Azerbaycan için daha büyük önem taşıdığı düşüncesinde olduklarını belirten Bakü Kamuoyuna göre;

            “Bakü-Tiflis-Kars Demir İpek Yolu Hattının Gürcistan’dan geçerek, Türkiye ve Azerbaycan’ı birbirine daha da bağlayacak ve iktisadi ilişkiler daha da sağlam olacak. Bu projenin hayata geçirilmesi ile en çok Karslıların sevineceği düşüncesindeyiz. Çünkü Türkiye’nin hem uç kısmında ve aynı zamanda sınır ili olması iktisadi manada da geri kalan bölgelerinden biri olan Kars, Avrupa ile Asya arasında önemli geçiş noktasına dönüşecek. Bu nedenle de bu teşebbüs iktisadi açıdan artı değerler kazandıracak.

            Bundan başka, Bakü-Kars uçak seferlerinin başlaması, Karslıların dünyaya açılması bakımından da, Azerbaycan’ın Kars’a ne kadar önem verdiğinin bir göstergesidir.

Kars’ın Azerbaycan için ne kadar önemli bir şehir olduğunu kanıtlayan olgu ise Kars’ın Ermenistan ile sınır olmasıdır. Bundan 4 yıl önce, Karslıların Ermenistan’la sınırların açılması adına yapılan imza kampanyası, Azerbaycan’da çok büyük gerginliye sebep olmuştur.     Azerbaycan’da birçok insan buna inanmak istemiyordu. Azerbaycan halkı bunun küçük bir insan gurubu tarafından ortaya atılmış bir teşebbüs olduğuna inanmaktadır.

  Tabii ki, Azerbaycan topraklarının % 20’sinin Ermenistan’ın işgali altında olduğu bir zamanda, Kardeş Türkiye’nin sınırları açacağı takdirde münasebetlerimizin ne kadar bozulabileceği hiç kimse için bir sır olmayacaktır.

   Başkan Alibeyoğlu’nun sınır kapısının açılması için topladığı 50 bin imza ile sanki iktisadi kalkına olacaktı.

O zaman Kars Belediye başkanı Naif Alibeyoğlu’nun böyle bir işe teşebbüs etmesi, Kars’ın iktisadi durumunun ve bölge halkının yaşam seviyesinin oldukça düşük olması ile açıklamaya çalışmıştır. Sanki kapılar açılınca Kars’ta hiç görülmemiş iktisadi yükselme olacakmış gibi. Azerbaycan’da yalnız Ermenilere sarf edecek böyle bir adımın anlayışla karşılanacağına inanmak çok zordur. Diğer taraftan kardeş olsa da Türkiye bağımsız bir ülkedir ve neyi nasıl yapacağını bilir.

   Resmi Erivan’ın her zaman ki iddialarından vazgeçmeyeceği açıktır.

 Ancak bize göre, böyle bir adım atmadan önce Türkiye Ermenistan’ın siyasetinde değişiklik yapmak için gayret etmelidir. Böyle ki Ermenistan’ın Karabağ işgali bir tarafa, Türkiye’ye karşı toprak iddiasında bulunan ve sözde “Ermeni Soykırımı”nın tanınmasını talep eden bir ülkedir. Artı Türkiye’nin Ermenistan’la münasebetleri normalleştirmeye çalışmasına bakmayarak Resmi Erivan’ın kendi iddialarından geri çekileceği inandırıcı görülmemektedir.

 

 Koçaryan“Ben olsaydım Abdullah Gül’ü bu maç için Erivan’a davet etmezdim”

 Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan (Karabağ’da birçok masum Azerbaycan Türkünün katline ferman vermiştir) Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü Ermenistan-Türkiye futbol milli maçına davet etmiştir. Oysa Ermenistan’ın önceki Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan ise, “Ben olsaydım Abdullah Gül’ü bu maç için Erivan’a davet etmezdim” Demiştir. Ermenistan’ın milliyetçi “Daşnaksütün” Partisi de, Gül’ün Ermenistan’a gelmemesini istemiştir. Ayrıca İsviçre’de Ermenistan ve Türkiye diplomatlarının gizli görüşmeler yaptığı malumdur.

  Ermenistan’ın yeni rehberliğinin Türkiye ile ilişkileri normalleştirmeye çalışması sadece uluslararası kamuoyuna Ermenistan’ın diyalog taraftarı ve barışsever bir ülke olduğunu göstermek maksadı taşımaktadır. Lakin bu hiçte Ermenistan’ın Türkiye’ye karşı olan iddialarından geri çekileceği anlamına gelmez.

   Serj Sarkisyan’ın sözleri ile dersek, “müzakereler başlarsa, bu henüz kendi iddialarımızdan döneceğimiz anlamına gelmez.”

Şimdi bakalım sınır kapıları açılarsa, Türkiye ve Azerbaycan bundan ne kazanacak. Bize göre, Türkiye’nin bazı iş adamları belki de zenginleşecek, ama bu bile halen soru doğuran bir masaldır. Ermenistan Rusya’nın Güney Kafkasya’daki tek ve son müttefikidir. Daha doğrusu Rusya’ya tam bağlı bir ülkedir. Ermenistan’ın iktisadi hayatı tam olarak Rusya’nın kontrolündedir ve yönetime gelen kişililerde Moskova’nın uyruğunda hareket etmektedirler. Ne yazık ki, sınır kapıların açılmasını isteyen birçok Karslı, Ermenistan - Türkiye sınırlarında Ermeni değil, Rus askerin silah çattığından habersizdir! Buna göre, bu tür talepler ile yola çıkan insanların önce Rusya’nın Türkiye ile sınırı olmaması durumunda, Rus askerinin burada ne işi var? Sorusuna cevap vermesi lazımdır. Sınırlar açıldıktan sonra Ermenistan pazarının Türk işadamlarını beklediğini hayal edenler telaşlanmasınlar.

  Ermenistan’ın endüstrisi, ekonomisi büyük oranda Rusya’nın kontrolündedir. Aynı zamanda Ermenistan’ın dünyaya ihraç ettiği en ünlü ürünü konyakın üretildiği “Ararat” Konyak Zavodu da Fransızların kontrolündedir. Bunun yanında İran’da Ermenistan’ın iktisadi hayatında söz sahibi olan ülkedir. Ermenistan-İran sınırı 40 kilometredir ve Aras Nehri üzerinde kurulan köprü üzerinden İran’dan bu ülkeye günde 150 den fazla yük kamyonu geçmektedir. Bütün bunları dikkate alsak Türk işadamlarının Ermenistan’da istediklerini elde edecekleri şüpheli görünmektedir.

   Sınırlar açılırsa Ermeniler kazanç için Türkiye’ye akın edeceklerdir.

İkincisi kapalı durumda olan Ermenistan iktisadi kalkınmasına göre bölge ülkelerinden oldukça geri durumdalar ve sınırlar açılınca Ermenilerin kazanç peşinde Türkiye’ye akın etmesine sebep olacak. Bu ise bir anlamda, işsizliğin hüküm sürdüğü Ermenistan’ın işine yarayacak ve acınacak durumda yaşayan Ermenilerin ekonomik durumlarının kısmen de olsa iyileşmesine yarayacaktır. Böyle olunca da Azerbaycan’ın Ermenistan’ı blokajda tutmasının da önemi azalacaktır ve Karabağ sorununun müzakereler yoluyla çözülmesi meselesinde onsuzda geri adım atmak fikrinde olmayan Ermenistan çok zordur ki bundan sonra düşüncesini değişsin.

   Netice de ise iki kardeş ülkenin ilişkilerinde soğukluk olacak. Azerbaycanlıların Türkiye’ye olan güveninin ve sevgisinin ne kadar sarsılacağından bahsetmek istiyoruz. Çünkü son olarak 27 Temmuz’da İstanbul’da meydana gelen terör olayında (18 kişi ölmüş ve 50 den faza insanda yaralanmıştır) dünyasını değişmiş insanların hatırasını anan gençler, futbol üzre Avrupa Şampiyonasında Türk Milli Takımının her başarısına “delicesine” sevinen ve mağlubiyetine de bir o kadar üzülen insanlar böyle bir adımı anlayamayacaklardır.

Ermenistan’ın Türkiye’ye bu kadar neden yakınlaşmak istemesini de düşünmek gerek. Ermenistan’da bütün bölümlerde durum çok kötüdür. Eğer hadiseler bu tür davam ederse, muhalefet toparlanarak Sarkisyan’ı hükümetten devirecek. Aynı zamanda kanlı çatışmalar da mümkündür. Cumhurbaşkanı seçimlerinden sonra Erivan’da Koçeryan-Sarkisyan ortaklığının kendi vatandaşlarına karşı silah tatbik etmesi halen hatıralardan silinmemiştir. Bu nedenle Sarkisyan Kremlin adamı olsa bile, Rusya politikacıları ona güzeştli bir siyaset yürütmeği tavsiye edebilirler. Batı ise tavsiye yok, talep koymakta. Böylelikle iki ateş arasında kalan Sarkisyan ihtimalki, samimi olmayan kompromis kursunu seçmiştir.

Ermenistan’ın samimi olmadığını 19 Aralık 2007’de bu ülkenin parlamentosunda yaptıkları konuşmalarda ispat ediyor. Parlamento başkanı Tiqran Torosyan konuşmasında soykırım iddialarından vazgeçmeyeceklerini vurgulamıştır. O Türkiye’nin Karabağ münakaşası Azerbaycan’ın seyrine nizamlaşmayınca Ermenistan’la sınırları açmayacağı konusunda beyanatlarını, Ankara’nın bu istikamette yürüttüğü siyaseti kabul edilmez olarak adlandırmıştır. Hem de bu dönemde Ermenistan’ın dışişleri Bakanı olmuş Vardan Oskanyan ise daha ileri giderek Türkleri hakaret etmiştir. “Talat Paşa’nın ve Atatürk’ün kabirlerine gül koyarlarsa ve bu kan içenler Türkiye’nin kahramanları sayılıyorsa, iki ülke arasında münasebetlerin normalleşmesini gözlemek mümkünsüzdür” demişlerdir.

Geçenlerde Hocalı soykırımı konulu Azerbaycan parlamentosundaki geçen konuşmalarda merhum milletvekili Şamil Kurbanov “Jak Şirak çıldırmış” dediğinde yabancı ülkelerin Bakü büyükelçileri derhal müzakereleri terk etmişlerdi. Aynı ülkeleri temsil eden büyükelçiler ve Avrupa Birliği’nin Güney Kafkas özel danışmanı Piter Semnebi ise Ermenistan parlamentosunda Atatürk’e hakaret edilmesini sadece dinlemişlerdir.

Buna göre Türkiye’deki bazı insanların Ermenistan’la sınırların açmak isteklerini anlamak zordur. Ermenistan’la ticaret yapmak isteyen insanlar acaba orada ne kaybetmişler ki, şimdi de onu almak sevdasına düşmüşlerdir?

Türkiye- Ermenistan sınırlarının açılmasının ve iki ülke arasında ticari ilişkilerin mevcut olmasının Azerbaycan-Türkiye ilişkilerine nasıl etkileyeceğini 8 Mayıs 1997’de İstanbul’da “Suis” otelde Türk iş adamları ile geçirdiği görüşmede eski - Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev açık bir şekilde ifade etmiştir: “Bilmiyorum Ermenistan’la hakikaten ticaret yapmak isteyen iş adamları bundan ne kadar para kazanacaklar ve kendilerine fayda getirecekler. Ama ne kadar götürseler, hiçbir zaman bizim milli manevi değerlerimizi, çıkarlarımızı, amaçlarımızı paraya kurban etmek olmaz. Ona göre size kendimin ve bütün Azerbaycan halkının fikrini aktarıyorum. “Türkiye-Azerbaycan dostluğu, kardeşliği ebedidir, bizim kanımız, canımız, dinimiz, dilimiz birdir. Bunların hepsinin bir olduğu yerde gerek Türkiye’de iş adamları, devlet adamları, sıradan da bir vatandaş da bilsin ki Azerbaycan’ın menfaati Türkiye’nin menfaatidir. Azerbaycan’ın derdi Türkiye’nin derdidir. Türkiye’de, biz de Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün sözlerini tez-tez hatırlatıyoruz.”. Ayrıca Büyük Önder Atatürk demiştir ki “Azerbaycan’ın derdi bizim derdimizdir, Azerbaycan’ın sevinci bizim sevincimizdir.” Biz de diyoruz ki; “Türkiye’nin derdi bizim derdimizdir, Türkiye’nin sevinci bizim sevincimizdir”.TACETTİN DURMUŞ

Bu haber 2025 defa okundu.







Bu Habere Yapılan Yorumlar (0)

Tüm Yorumlar