Panelde, Kafkas Üniversitesi Kadın Sorunlarını Araştırma ve Uygulama Merkezi (KSAUM) Müdürü Yrd. Doç. Dr. Aysel Güven yaptığı açılış konuşmasında, kadının toplumun ve ülkenin yaşamında bir bütünün önemli bir parçası olduğunu ve insanlığın yaşamında kadının yeri farklı toplumlarda farklı konumlarda algılandığının altını çizerek, “Eğitim düzeyi gelişkin olan ülkelerde kadınların, siyasal, sosyal ve toplumsal değerde ileri konumda oldukları görülmektedir. Henüz kadın hakları konusunda adımını atmamış ülkeler vardır. Bu haklar için, mücadeleler bütün hızıyla sürmektedir. Bu mücadelede Türk kadını, dünya kadınının yanında kendisini daha şanslı olarak görmelidir. Çünkü Türk kadını, kadının toplumsal statüsünü değerlendirebilen ve onların kadın olmaktan kaynaklanan haklarına sahip olmalarını gerekli gören bir lidere sahiptir. Bu lider Mustafa Kemal Atatürk’tür. Atatürk, Türk kadınına bir ışık sunmuştur. Bu ışık ile Türk kadını geleceğine umutla bakmaktadır.
Çağdaş hukuk devleti kurmanın ana şartı, toplum içinde erkeğe olduğu gibi kadına da sosyal, kültürel ve siyasal haklarını tanımak, bu haklara saygı göstermektir. Çağdaşlaşmanın ve çağdaş bir toplum olabilmenin yolu ve yöntemi budur. Çünkü kadın hakları bir anlamda insan haklarının da ayrılmaz bir parçasıdır. Zira insan kavramını kadın ve erkek birlikte oluşturmakta, bu kavrama her iki cins birlikte anlam kazandırmaktadır.
İşte bu anlayışla hareket eden Atatürk, Türk kadınına, asırlarca ihmal edilen sosyal ve siyasal haklarını kazandırdı. Atatürk; bu hakların kadın tarafından kullanılmasının insanlığın mutluluğu ve saygınlığı açısından gerekli olduğuna inanıyordu. Bunun gereği olarak 1930-1934 yıllarında bir çok gelişmiş ülkeden daha önce Kadına seçme seçilme hakkı tanındı.
Atatürk'ün, Türk kadınına milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanınması üzerine bir notu:
"...Bu karar, Türk kadınına sosyal ve siyasî hayatta bütün milletlerin üstünde yer vermiştir… Siyasî hayatta Belediye seçimlerinde tecrübesini yapan Türk kadını, bu sefer de milletvekili seçme ve seçilme suretiyle haklarının en büyüğünü elde etmiş bulunuyor. Uygar memleketlerin birçoğunda kadından esirgenen bu hak, bugün Türk kadınının elindedir ve onu salâhiyet ve liyakatle kullanacaktır " Bu notla en mühim inkılâplardan birini anmış oluyoruz.
Atatürk bir konuşmasında da Türk kadınları için şöyle demiştir:
“ Ey kahraman Türk Kadını sen omuzlar üstünde göklere yükselmeye layıksın”
ve yine bir sözünde de ,
“ Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir ulusunda Anadolu köylü kadınının üstünde kadın çalışması yoktur. Ve dünyada hiçbir ulusun kadını ‘ Ben Anadolu kadını kadar çabaladım’ diyemez” sözleri ile Türk Kadınını her zaman yüceltmiştir.
Türk ulusuna Cumhuriyet’i armağan eden Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk her zaman Kadınlarımızı önemsemiştir.
1934 yılında kadınlara tanınan hakların zamansal ve hukuksal açıdan bir atılım olduğunu, bu kanunla hukuksal olarak ileride olduğumuzu ancak kanunun yaşama geçirilmesinde geride olduğumuzu düşünüyorum.
Çünkü sayısal rakamlara baktığımızda Türkiye’nin bir çok örnek ülkenin çok gerisinde olduğunu görmekteyiz.
Birleşmiş Milletler tarafından yapılan araştırmaya göre; - Dünyadaki işlerin %66’sı kadınlar tarafından görülüyor. Buna karşın kadınlar dünyadaki toplam gelirin ancak %10’una sahipler. Dünya’daki mal varlığının ise % 1’ine sahipler.
Başka bir değişle dünyadaki işlerin % 34’ü erkekler tarafından görülüyor ama erkekler dünyadaki toplam gelirin % 90’ına ve toplam mal varlığının.%99’una.sahipler.
Türkiye’den Rakamlar
- Türk kadını seçme seçilme hakkına 75 yıl önce kavuştu. Ancak 1935'ten 2009'a kadar Meclis’'e 8 bin 794 erkek vekile karşılık sadece 236 kadın girebildi.
- Yani ilköğretim çağında olup da okula gitmeyen kız çocuk sayısı aynı durumdaki erkek çocuk sayısından 600,000 daha fazla.
- Çalışan erkek sayısı yaklaşık 17 milyon iken çalışan kadın sayısı 6 milyon civarında, yani erkeklerin üçte biri oranında.
- 2009 Küresel Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi'nde, 134 ülke arasında 129. sırada yer almıştır.
- 2009’da kadın işsizliğinin en yüksek olduğu 5.ıncı ülke konumuna gelmiş durumda. Bugün Türkiye’de çalışan her 100 kadından 75’i kayıt dışı. Tarım dışında çalışma yaşındaki her 100 kadından 17.4’ü ise işsiz.
- Kadınların %57.7si evliliklerinin ilk gününde şiddetle karşılaşıyorlar.
- Küresel Cinsiyet uçurumu raporlarına göre Kadına kötü muamelede Dünyada 8. sıradayız.
Bu nedenle çok acil bir şekilde bir değişim yaşamalı evlere sıkışmış erkeğin gerisinde kalmayı kanıksamış kadınları düştükleri zor ve çetin karanlıktan kurtarmak gerek. Böyle bir değişim ilk etabının hukuk alanında olması gerekmektedir. Kadınların siyasal hayatta geride kalmasında, siyasi partilerin seçim dönemlerinde kadın adaylarını en alt sıralarda göstermelerinin de etkisi büyüktür. Öncelikle bu ataerkil yapının seçim dönemlerinde daha çok kadının aday olması ve daha da önemlisi en üst sıralarda aday olarak gösterilmesiyle çözülebileceğini altını çizerek belirtiyorum.
Kadın olma bilincine sahip bizler, kadın sorunlarından haberdar, bu meselelere kafa yoran kadınlar olarak TBMM’de, sendikalarda, sivil toplum kuruluşlarında yer almakta ısrarlı ve inatçı olmalıyız. Söz konusu olanın bedensel cinsiyet değil, toplumsal cinsiyet olduğunu her ortamda kanıtlamaya uygun alt donatıya sahip olmalıyız. Temsil düzeyinin sosyo-ekonomik bir sorun olup ve ancak kadınların siyasette daha aktif rol almalarıyla, hakları için etkin bir mücadele vermeleriyle çözülebileceğine inancımız tam olmalıdır.”dedi.
Daha sonra söz alan, Rektör Prof. Dr. Abamüslüm Güven, teknoloji ve bilim çağı olarak algıladığımız günümüz dünyasında, kadın hakları konusunda olumlu anlamda birçok ilerlemelerin kaydedilmesine karşın, maalesef henüz istenilen düzeye gelinilemediğine vurgu yaparak, Kadına yönelik şiddet ve taciz, cinsiyet ayrımcılığı dünya kadın ortak sorunu olmaya devam etmektedir. Geleneksel Türk toplumunda kadın asırlardır erkeğinin yanında yer almış, birlikte çalışmış ve onu tamamlamıştır. Kurtuluş savaşında cepheye mermi taşıyan, çocukları besleyip büyüten ve evin geçimini sağlayan kadındır. Ne yazık ki, dünyanın birçok ülkesinde kadın daha doğumdan itibaren iten, aşağılayan, ötekileştiren, horlayan ve hatta ikinci sınıf gören uygulamalar vardır. Bu gün hala kız çocuğu doğuran kadına suçlu muamelesinin yapıldığına da zaman zaman şahit olmaktayız.”dedi.
Güven, ayrıca, “Atatürk ilke ve Devrimleri sayesinde yaygın ve örgün eğitim olanaklarına kavuşan kadınlara, tüm mesleklerin kapıları ardına kadar açılmıştır. Bugün üniversitemizdeki öğrencimizin yüzde 35’i akademik personelin buna yakını ve idari personelin birçoğu bayandır. Sonuçta Devrimlerin, eşitlikçi ve akılcı yaklaşımı çağdaş Türk kadınını yaratmıştır. Ulu Önder Atatürk Mehmetçikler yetiştiren Türk kadınına verdiği önemi; "Şuna kani olmak lazım ki, dünya yüzünde gördüğünüz her şey kadının eseridir" sözleriyle ifade etmiştir. Atatürk'ün desteğiyle yürütülen çalışmalar sonucu, kadınlarımız, diğer birçok medeni ülkedeki hemcinslerine göre birtakım haklarını daha önce almışlar ve bu anlamda da dünyanın birçok ülkesine örnek olunmuştur. Bulunduğu topluma saygınlık kazandıran, öngörüsüyle, azmiyle, fedakârlıklarıyla, alışkanlıklarıyla, direnç ve kararlılıklarıyla dikkatleri çeken, becerikli, üretken, özverili, anamız, bacımız, kızımız ve eşimizin haklarını gasp etmenin utancından, dünyamızın en kısa zamanda kurtulması diliyorum.” dedi.
Rektör Güven’in konuşmasının ardından söz alan Kars Barosu Avukatlarından Hazel Evren “Cumhuriyet Döneminde Kadın” konulu sunumunu yaptı. Evren, Türk ulusunun tarihin de Kurtuluş savaşı ve Cumhuriyetin kuruluşu, kadın haklarının gelişimi, kadının yasalar önünde erkekle eşit haklara sahip sosyal bir varlık olarak toplumdaki yerini alması doğrultusun da önemli bir dönüm noktasına olduğunun önemine değindiği konuşmasında şu ifadeler yer aldı. “Çağdaş Türk kadınının doğuşu ve kadına erkekle her alanda eşitlik tanınması konusunda Atatürk'ün hayata geçirdiği uygulamaların önemi büyüktür. Kadın haklarının kısıtlı olduğu bir toplum düzeninin hakim olduğu Osmanlı devletinden kadın erkek eşitliğinin kabul edildiği çağdaş ve modern Türkiye Cumhuriyetine geçiş bir dizi toplumsal ve kültürel yenileşme hareketleri ile mümkün olmuştur. Atatürk, Türk toplumunu çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmak amacıyla yaptığı devrimlerin başarıya ulaşabilmesi için, kadının yüceltilmesini tek çıkar yol olarak görmüştür. Atatürk; "Bizim toplumumuzun başarı gösterememesinin sebebi kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlik ve kusurdan doğmaktadır..." Yaşamak demek faaliyet demektir. Bir toplumun bir organı faaliyette bulunurken diğer organı işlemezse o toplum felç olmuştur... Bizim toplumumuz için ilim ve teknik gerekli ise bunları aynı derecede hem erkek hem de kadınlarımızın edinmeleri lazımdır. Malumdur ki, her safhada olduğu gibi sosyal hayatta dahi iş bölümü vardır... Bugünün gereklerinden biri kadınlarımızın her hususta yükselmelerini temindir".diyerek de düşüncelerini vurgulamıştır. 1923'de Konya'da konuşurken de Atatürk Türk kadını ile ilgili düşüncelerini şöyle dile getirir: "Dünyada hiçbir milletir: kadını, ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını gibi emek verdim diyemez. Belki erkeklerimiz memleketi istila edenlere karşı süngüleriyle düşmanın süngülerine göğüslerini germekle düşman karşısında hazır bulundular. Fakat erkeklerimizin teşkil ettiği ordunun hayat kaynaklarını kadınlarımız işletmiştir... Çift süren, tarlayı eken, ormandan odunu, keresteyi getiren, aile ocaklarının dumanını tüttüren, bütün bunlarla beraber sırtıyla, kağnısıyla, kucağında ki yavrusuyla yağmur demeyip, kış demeyip, sıcak demeyip cephenin harp malzemesini taşıyan hep onlar, hep o yüce, o fedakar, o ilahi Anadolu kadınları olmuştur. Bundan ötürü hepimiz, bu büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı şükran ve minnetle sonsuza kadar aziz ve kutsal bilelim" diye konuştu.
Panele ayrıca katılımcı Yonca Kurt “Tanzimat tan Cumhuriyete Kadın Hareketleri” ve Araştırmacı, yazar AV: Erkan Karagöz de panelist olarak katıldılar. Panel katılımcılara günün anlam ve önemine dair verilen plaketlerin ardından, KAÜ Devlet Konservatuarınca hazırlanan müzik dinletisiyle panel sona erdi. KAÜ Prof. Dr. Necdet Leloğlu Konferans Salonu’nda düzenlenen panele; Vali Vekili Turgut Gülen, Rektör Prof. Dr. Abamüslüm Güven, Kars-Ardahan Bölge Barosu Başkanı Av. Cevdet Ucungan, Emniyet Müdürü Cengiz Zeybek, KAÜ Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi (KASUM) Başkanı Yrd. Doç. Dr. Aysel Güven, Araştırmacı-Yazar Av. Erkan Karagöz, Defterdar Hanifi Erarslan, öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı. |